bir iki üç tıp
Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana
Orhan Veli Kanık
Sevgili Nadra,
Zamanın üç artı bir odalara mahpes olduğu günlerden geçiyoruz. Vakit, elimizde tuttuğumuz pimi çekilmiş bir bomba adeta. Kiminin elinde patlıyor, kimi ise sımsıkı sarılıyor ona. İlk kez bu kadar çok saatlerimiz var. Öyle görünüyor ki en büyük korkusu yalnızlıkmış insanın. Belki şahit arıyoruz, tanıklık yapsın diye yaşadığımıza. Belki biri elimizden tutarsa daha kolay olur ölmek… Buna inanmışız. İstemeden de olsa itildik şimdi onun koynuna. Bir tercih hakkı sunulmadı bu lahzada. Zorunluluktu. İnsanın aradığı kalabalık da yok artık dışarıda. Herkes yedi metrekarelerde çekiyor yalnızlığını. Sayılı adımları var.
Şimdi herkes biraz mahpusluk sürüyor. Adı cezaevi değil sadece, dünya.
Bütün bir şehrin nefesi kesilmiş sanki. Bir iki üç tıp denmiş… Tıptan çare gelene kadar nefes almak yok. Yürümek yok. Yuvarlak masa toplantıları yok. Hayattan tek beklentimiz: Bir an önce bitsin bu karantina. Yani tahliye… Ümitvar olmak lazım elbette, insan umudunu yastık altı yapmalı bu devirde. Zira iyi yatırım uzun vadede. Belki yaşatmaz seni ama öldürtmez de… Pencere kenarlarında çiçekler yok artık, insanlar var. İnsanlar cam begonyaları, insanlar renkli perdeler şimdilerde.
Nadra karşıya bak, bir perde daha çekiliyor, açılmamak üzere…
Kelimeler süresiz ücretsiz izne ayrılmış. Bundandır suskunluğumuz. Öyle suskunuz ki; nasıl soğuğun yakması sıcağın yakmasından daha tesirli, öyle işte. Öyle sessiz ki içimiz, sessizlik bir notaya, bir senfoni orkestrasına dönüşüyor adeta. Onlarca enstrümanın aynı anda hizmet ettiği bir parça oluyor.
Nadra ellerini kaldır! Sessizlik alkışlanıyor…
Ellerimizin avuç içleri gökyüzüne bakıyor. Sanki gökyüzü dalından koparılmış bir elma misali yeryüzüne düşecek ve biz tutacağız bu ellerle. Ya da bu eller bir kaldıraç Tanrıya. Sevdiklerimiz var kaldıracın bir ucunda, niyetlerimiz var, hüznümüz var. Kaldıracın diğer ucunda bir anahtar: dua. Her insan doğru anahtarı arıyor. Tanrım duyuyor musun, kapı çalıyor.
İnsan layık olmalı Nadra, bir kul olarak Tanrıya, bir gönül olarak sevdaya, bir dost olarak insana, bir kelam olarak kitaba. İnsan sevincine talip olduğunun hüznüne de layık olmalı.
Nadra, ellerini yüzüne götür. Hüznün kuruyor!
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!




Ağzına saglik