oda 0711 IV
O günler hayalet gibi geçti ve sis gibi dağıldı, bugün acı hatıralardan başka bir şey kalmadı bende.
Halil Cibran
Dedem eskiden çok uzundu. Ben küçük olduğum için mi öyle gelirdi bilmiyorum ama bana dünyanın en güçlü insanı gibi görünürdü. Beni omzuna alırdı. “Haydi kaptan, nereye gidiyoruz?” derdi. Ben de gökyüzünü gösterirdim. Şimdi ise ben onun yatağının yanındaki sandalyeye çıkıp yüzüne bakıyorum. Artık omzuna çıkamıyorum. Çünkü dedem ayağa kalkamıyor.
Hastane çok sessiz bir yer. Annem bana “Bağırma.” diyor. Ben de fısıldıyorum. Dedemin odasında değişik kokular var. İlaç kokusu… Sabun kokusu… Bir de hiç sevmediğim bir koku. Ben o kokunun adını bilmiyorum. Ama annem her geldiğinde biraz daha üzülüyor. Dedem bazen bana bakıp gülümsüyor. Bazen de gözlerini kapatıyor. Eskisi gibi uzun uzun konuşmuyor.
Bir gün elimi tuttu. Eli eskisi kadar sıcacık değildi. Ama yine de benim elimden büyüktü. “Okula gidiyor musun?” diye sordu. Ben “Evet.” dedim. Sonra aynı soruyu biraz sonra yine sordu. Ben yine “Evet.” dedim. Annem ağlamaya başladı. Ben neden ağladığını anlayamadım. Ben sadece dedemin beni unuttuğunu hissettim. Ve ilk kez…
Bir insanın hafızasının da hasta olabileceğini öğrendim.
Bir gün dedeme resim yaptım. Kocaman bir güneş… Bir ev… Bir de el ele tutuşan üç kişi. Ben, annem ve dedem. Resmi yatağının yanına koydum. Uzun uzun baktı. Sonra çok yavaş bir sesle, “Ne güzel…” dedi. O gün dünyadaki en güzel resim benimki olmuştu. Çünkü dedem beğenmişti.
Bazen herkes dışarı çıkıyor. Ben dedemle yalnız kalıyorum. O uyuyor sanıyorum. Sessizce kulağına eğilip fısıldıyorum. “İyileş olur mu?” Belki beni duyuyordur diye.
Çünkü büyükler, uyuyan insanların bile sevdiklerini duyduğunu söyler.
Bir gün anneme sordum. “Dedem eve ne zaman gelecek?” Annem cevap vermedi. Beni sadece kucağına aldı. İşte o zaman…
Bazı soruların cevabının olmadığını öğrendim.
Şimdi hastaneye her gelişimde dedemin elini tutuyorum. Çünkü o bana çocukken yürümeyi öğretmişti. Ben de şimdi… Elini bırakırsam düşecekmiş gibi hissediyorum. Belki büyüdüğümde sesini tam hatırlamayacağım. Belki kokusunu da unutacağım. Ama bir şeyi hiç unutmayacağım.
Bir insanın sevgisi, hastalanınca küçülmüyormuş.
Tam tersine… Bir hastane odasına sığmayacak kadar büyüyormuş. Ve ben, dedemin bana bıraktığı en büyük mirasın oyuncakları değil… Son nefesine kadar bile sevmenin mümkün olduğunu gösteren o sessiz eli olduğunu, yıllar sonra anlayacağım.



Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!