oda 0711 II
Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak…
İsmet Özel
Bugün yine gözlerimi aynı tavana açtım. Tavanın beyaz olduğunu yeni fark ettim… Ne garip bir renkmiş. Eskiden huzuru anlatırdı bana. Şimdi ise bekleyişi…
Bu odada zaman yürümüyordu. Sürünüyordu adeta.
Bir gün daha eksildim galiba. Doktorlar konuşurken yüzüme bakmamaya çalışıyorlar. Yakınlarım gülümsüyor ama gözleri başka şeyler söylüyor. İnsan kendi sonuna yaklaşınca, herkesin sustuğu cümleleri okumayı öğreniyormuş. Beynim… Yıllarca bana hizmet eden beynim; bir zamanlar çocuklarımın doğum günlerini, ilk yürüyüşlerini, annelerinin gülüşünü saklayan o yer… Şimdi kendi hücrelerinin ihanetine uğruyor. Ne tuhaf… İnsan bazen kendi bedeninin bile düşmanı olabiliyormuş. Eskiden her şeyi ben bilirdim. Evin sigortası atınca beni çağırırlardı. Musluk akıtınca beni… Arabada ses çıkınca beni… Şimdi ise su içmek için bile başkasının yardımına ihtiyacım var. Bir bardak su… Meğer insanın en büyük zenginliği kendi elini kaldırabilmesiymiş..
Çocuğum bana bakıyor. Gözlerini kaçırmaya çalışıyor. Biliyorum… Benden gizlice ağlıyor. Ben de ondan gizlice ağlıyorum. Çünkü baba dediğin, ölürken bile evladına yük olmak istemez. En çok da buna üzülüyorum. Ölmekten değil… Geride bırakacaklarımdan korkuyorum. Acaba beni unutur mu torunum? Sesimi hatırlar mı? Fotoğraflara bakıp dedem böyle gülerdi, der mi?
Yoksa zaman beni de eski bir albüm sayfasına mı çevirecek?
İnsan öldüğünde gerçekten ne kayboluyor? Bedeni mi? Yoksa adı son kez söylendiğinde mi bitiyor hayat? Geceleri herkes uyurken tavana bakıyorum. Allah’a uzun dualar etmiyorum artık. Eskiden “Beni kurtar.” derdim. Şimdi sadece… “Çocuklarıma sabır ver.” diyorum. Çünkü biliyorum. Acı çeken yalnızca hasta olmuyor. Başucunda oturan da her gün biraz ölüyor.
Bazen beynim bana oyun oynuyor. Bir ismi unutuyorum. Bir kelimeyi bulamıyorum. Cümle kurarken düşüncelerim dağılıyor. Sanki zihnimin içinde biri ışıkları tek tek kapatıyor.
Ve ben… Karanlık odalarda kaybolan bir çocuk gibi, kelimelerimi arıyorum. En çok da aynadan korkuyorum. Çünkü aynada gördüğüm adam ben değilim. Ben güçlüydüm. Ben yürürdüm. Ben çalışırdım. Ben çocuklarımı omzuma alırdım. Şimdi ise bir hastane yatağına sığdırılmışım. Hayat… Ne kadar kısa sürüyormuş meğer. Gençken ölüm hep başkalarının başına gelirdi. Şimdi ise kapının önünde sabırla bekleyen sessiz bir misafir gibi. Ama yine de…
Yaşamak istiyorum. Bir bahar daha görmek için…
Çocuğuma bir kez daha oğlum diyebilmek için. Sevdiğim kadının elini son kez tutabilmek için. Ve eğer bunların hiçbiri olmayacaksa… Allah’ım… Ne olur, benden sonra onların yükünü hafiflet. Çünkü bir babanın son arzusu, canlarının canını yakmadan gitmek oluyor…
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!



Eline,kalemine yüreğine sağlık aslanım.