kara kutuyu buldular mı çocuk?

“-Kimse yok mu? Yardım edin, n’olur yardım edi…”

Yangının orta yerinde mahsur kalmış bir çocuğun pencereden sokağa taşan çığlığı gibi geliyor kulağa. Issız bir yolda giderken kaza yapan, bacakları araca sıkışıp kalan bir insanın feryadı ya da… İkisi de değil. Tahminlerini kendine sakla çocuk. Bu sesin sahibi sensin, benim, biziz. Bu feryadı figan, içimizin gün be gün artan, gölgesini tanıyamayanlara yardım çağrısı. Kimseler duymuyor. Hücre duvarına çarpıp geri dönüyor çaresizliğimiz. Bir başımızayız. Kurtarılmayı bekliyoruz. Kim kimi kurtarabilmiş ki şu dünyada, biz kurtulacağız? Bir türlü kabul edemiyoruz. Gerçeği umutla bastırmaya devam ediyoruz.

İtiraf et, çocuk. Çok zor, biliyorum. Ama kabul et. Kimseler gelmeyecek! Başında ışıklar olan, arayışları kömür karası adamlar yok tünelin ucunda. Arama kurtarma ekipleri seferber değil. Senin için kayıp ihbarı da yapılmamış asayiş ekiplerine. Bir başınasın.

Karanlık da sensin aydınlık da. Yaşamak da sensin ölmek de. Mezar da sensin içine toprağı sallayacak kürek de. Umut da sensin. Umut hep sendin çocuk. Umut sendin. Sadece gözlerin kördü. Körler ülkesinde ayna satan bizim kalbimizdi, sağırlar çarşısında gazel atan yine bizdik çocuk.

Aynayı tutan benim ellerimdi. Senin ellerindi. Ellerimizi istemediler çocuk. Kirli dediler. Pis dediler. Gerçek buydu.

Eskiden küçüktü aynalar. Sonra büyüdü. Büyüyen aynaların yanında küçük kaldı insanlık. Görünmez oldu. O yüzden boşuna yorma sesini. Seni ne kimseler duyabilir ne de görebilir.

Burası kervan geçmez ot bitmez dünya sahnesi. Burası dünya, burası körler sağırlar birbirini ağırlayanların mahallesi.

Yorma kendini çocuk. Sesin lazım sana. İnsan bir başkası duysun diye konuşmaz aslında. İnsan olan kendi için konuşur.

İnsan olan konuşur çocuk.

Milyarlarca uzaylının ne işi var o zaman dünyada? Alışmışlar. Uzaylı da olsan, ayağına değdi mi bir kere dünya telaşesi, derdin dünya olur çocuk. Bana öyle bir dert söyle ki içinde dünya olmasın. Ölüm var! Ölen mi var? Kim ki? Kimlerden? Gördün mü? İnsanoğlu işte. Yanlış zamanda yanlış soruların sahibi! Ölene kimlik sorulur mu çocuk ?

Acaba öldükten sonra, mezarda da bakılıyor mudur GBT’ye?

İçimin en alt çekmecesini aç çocuk. Kara kutumu bulacaksın orada. Hayatımı biliyordun şimdi hikayemi öğreneceksin. Eline bir kalem al ve yaz kocaman harflerle kalbinin duvarına:

” HER ŞEY GÖZÜNÜN ÖNÜNDE O(Ö)LDU(Ü)!”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir