bir adım kalmıştı güneşe
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Sabahattin Ali
Bugün ilk kez tutmuştum ellerini. Parmakların, parmaklarımın arasına öyle güzel oturmuştu ki yıllarca bu boşlukla nasıl yaşamıştım, anlayamamıştım hiç… Sanki avuçlarımda atıyordu kalbin. Duyabiliyordum nasıl çarptığını, nabız yetmiş altı… İlk kez bugün ağlamıştım sanki. Yeni duymuştum kulaklarımda ezanı. Sanki yaşamaya dünden başlamıştım.
Yanımdaydın, kocaman adımların vardı. Ama yanımdaydın, adımların, adımlarım kadardı. Ne bir eksik ne de bir fazla, boylu boyunca, ayağın ayağımdı. Sanki birazdan Zafer Bayramında yürüyüş takımı olarak en önde yürüyecek, tüm tören alanını selamlayıp, kurtuluşumuzu ilan edecektik.
Bu şehir ilk kez yanımdaydı, üşümüyordum. Bugün her şey o kadar başkaydı ki… Dünya yeniden boyanıyordu sanki, tüm ressamlar canla başla çalışıyordu, baharı yarına yetiştirebilmek için. Var olan her şeyin bağrına bir cemre düşüyor, hayat buluyordu.
Gökyüzü yine maviydi. Yeryüzü hâlâ acımasız. Hâlâ umuduydu deniz görmeyenlerin martılar.
Ama Saryam sen, ilk kez bu kadar yakındın bana. Dumanlar yükseliyordu ellerimden, ellerim yanıktı. Bağrı yanık dostlara da merhaba…
Bugün güneşe yürüdüm ben. Gökyüzüne döşenir gibiydi kaldırım taşları. Birbirini takip edip durdu soluğumuz. Metreler kilometreleri, dakikalar saatleri kovaladı… Hiç konuşmadan geçen bir zaman dilimi… Sahi konuşsak nasıl yakalardık ki çağı?
Hafifçe tebessüm ediyordun. Dudağının kenarında bir ben büyüyordu yıllardır. Dudağının kenarında bir ben, nefes alıyordum.
Hiç konuşmadık biz seninle. İzin istemedim ellerini tutmak için, beraber yürüyelim mi diye de sormadın bana… Cümleler birbirini tanıyamayanlar içindi.
Önce lisanı hâl vardı çünkü. Önce lisanı hâl.
Sonra insan takılıp kaldı dünyaya, ardı kesilmedi düşmelerinin. Görmemeye başladı. Sonra diller çıktı kör olanlar için. İnsan insana kulak verdi anlamak için.
Bir insan, kalbi dururken neden kulak verirdi ki insana?
İşte ben kalbimi verdim sana Sarya. Sen de ne güzel aldın bilemezsin. Böyle en son annem kucağına almıştı beni. Bir insanın üzerinde sevilmek ancak bu kadar güzel dururdu. Bir türlü öğrenemedim. Senden bahsediyorum Sarya. İlk salıncağımdan, yağmurda ilk ıslanışımdan, ilk göz ağrımdan, narı ile yandığımdan.
Saryam, kocaman bir kelebekler vadisi şimdi bağrım. Görmelisin.
Bil ki seni, anla işte, utandırma beni… Bil ki seni hep seveceğim, bir de hiç gelmeyecek olan baharı… Ben bunları hiç söylemedim sana, söylemem de… Sen de hiçbir zaman duymayacaksın beni. Bir insan bir insana neden kulak verirdi ki Saryam, sen bana ruhunu ver.
Sahi insan olan Sabahattin Ali’yi neden öldürür?




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!