bir cinayet tanığı
Aşağıda insanların kulakları tıkalı, yukarıda Tanrı’nın! Tanrı uyuyor, bizse yaşamaya devam ediyoruz.
Wolfgang Borchert
Gece yaşanan gürültünün sebebi belli oldu. Televizyon kanallarının son dakika olarak verdiği habere göre, bir süredir şimşekleri üzerine çeken yeryüzü gece gözaltına alındı. İnsanlığı öldürdüğü iddiası ile gökyüzü algol yıldız ekipleri tarafından gözaltına alınan yeryüzü, ifadesi alınmak üzere Capella yıldız bulutoluna götürüldü. İnsanlar evlerinde tedirgin bir şekilde yeryüzünün serbest kalmasını bekliyor. Yeryüzünün ifadesini Capella yıldız bulutolunun meşhur yıldız komiseri Hamal aldı. Komiser Hamal’ın aktardığı bilgiye göre yeryüzü suçlamaları kabul etti.
Klasik cümlelerle başladı ifade:
“-Niye öldürdün insanlığı? Kimden emir aldın? Örgüt liderin kim?
“….”
“-Konuşşsana aslanım. Castorlu musun?”
“-Hayır dünyalıyım.”
“-Hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum. Kimseyi öldürmedim ben. Masumum. Avukatım gelmeden konuşmayacağım.”
“-Bekleriz biz de avukatını, vakit çok. Seni bir ömür içeride tutacak şahit var aşağıda. Meydanda, herkesin ortasında, kıymışsın insanlığa! Hiç mi canın yanmadı? “
“-Şahitlik yapacak milyonlar var ha? Güldürme beni komiser. Ben konuşursam alt üst olurlar, altlarından kayıverir toprak.”
“-Konuşmazsan da suç üzerine kalacak bilesin.”
“-Tamam konuşacağım komiser, tek bir şartım var.”
“-Neymiş o?”
“-Yeni bir yüz istiyorum. Yeni bir yer yüzü.”
“-Sen anlat hele de yüz konusu kolay.”
“-Evet insanlığı ben öldürdüm. Suçumu kabul ediyorum. Ama niye öldürdüm? Onca insan varken neden tetikçi oldu yeryüzü? Dayanamadım artık da ondan. Hani taş olsa çatlardı denilen zamanlar olur ya insan hayatında. Yeryüzünün de bir kalbi vardır da ondan. Yeryüzü de insan gibidir aslında, basittir. Vefalıdır. İnsanda unutulmaya namzet ne varsa yeryüzü hepsine sahip çıktı, bilmezsiniz. Misafirperverdir. Kimseyi kovmamıştır kapısına gelen. Kadirşinastır. Değer verene kıymet verir. Sadıktır. Önce başının üstünde taç eder seni. Anaçtır, koynunda yatırır sonra. Yeryüzünün tek yüzü vardır ama komiserim. İnsan gibi iki yüzlü değildir.”
“-Ama insanlar her şeyi mahvetti! Şu topraktan meydana gelen ben, insandan daha çok insan oldum. Onlar iki ayaklı kaldı. Sahi insanların gündüzleri aydınlık mı hâlâ? Sahi nasıl nefes alabiliyorlar mezar taşları arasında?”
Sahi çocukların parmaklarından nasıl büyük olur parmaklıkları?
Aynı dili konuşuyorlar. Yan yana yürüyen iki yabancılar ama. Neden? Nenesi yaşayan insan arkadaşlarım var. Seksen küsur yaşında, hayatta. Peki, bu ölen kadınların hâlâ makyajları taze. Neden? Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlardı eskiden çocuklara. Büyümesi gereken çocuklar ölüyor. Neden? Bir kalpleri vardı sevmek için. Sevmek dışında tüm duyguları barındırıyor. Neden?
“-Tüm bunlar oluyor. Her şey devam ediyor. Ve siz beni gözaltına alıyorsunuz? Neden? Sizin kalbiniz yok mu komiser Hamal? Benim şu toprak kalbim artık kaldıramıyorken olanları, onların insan kalbi nasıl dayanıyor bunca acıya? ”
“-Evet, insanlığı öldürdüm. Yine olsa, yine öldürürüm. Çünkü artık nefret ettim. Neden mi?
Çünkü insanoğlu her şeyi meşrulaştırdı insanlık denilen afyonla. Fondöteni fazla sürülmüş bir kaç cümle, rimeli biraz fazlaca akıtılmış timsah gözyaşısı…
Cidden sizin insanlıktan anladığınız bu mu komiserim? Gerçekten bu mudur olay? Canı cehenneme böyle insanlığın. Yola çoktan çıktı zaten( yeryüzü gülüyor burda). Ha, bu arada kimse şahitlik yapmayacaktır, umutlanmayın. Hele insanlık öldükten sonra aklınıza bile getirmeyin onu. Öyle kolay kolay satamaz insan suç ortağını. Zaten insanlar da bir şey görmemiş, duymamış, bilmiyordur. Maymunların şahitliği kabul edilmiyor diye biliyorum. Ancak üç maymun bulabilirsiniz çünkü.”
“-Madem korkmuyorsun insanlardan, neden yüzünü değiştirmek istiyorsun?”
“-Çünkü yüzüm yok. Lafın gelişi değil. Sahiden yok. Geçen canı yanmış bir kız çocuğunu aldım koynuma. Canı öyle yanmıştı ki… Benim de canım yansın istedim, paramparça ettim yüzümü, ağladım ağladım. Onlar gibi yüzsüzüm artık. Ama bu dediğim sesteş. Onlara ayrı anlamı, bana ayrı anlamı var.”
“-İfadene eklemek istediğin başka bir şey var mı?”
“İnsanlığı öldüren kurşun benim tabancamdan çıktı, kabul. Tetiğe ben bastım o da kabul. Ama mermiyi bir insan koydu. Tabancayı bir insandan aldım. Evet ben öldürdüm görünüyor insanlığı ama şarjörü ben doldurmadım. Tanıklık yapacak tek bir insan olmayacak biliyorum ama suçumu kabul ediyorum.”
Üç yıl sonra;
Yeryüzü:
“-Kahverengiyi biraz fazla mı kaçırmışlar, ne?”




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!