dağlıca
Ne demiş uçurumda açan çiçek
Yurdumsun ey uçurum.
Cemal Süreya
“-Beni affedebilir misin, dedim.
-Seni affetmek mi? Deveyi iğne deliğinden geçirirsen belki, dedi.”
…Kulağa imkânsız gibi geliyor değil mi? Deveyi iğne deliğinden geçirebilmek… İnsanın kendine bile çüşş deve, o kadar da değil diyesi geliyor. Ama affetmesi buna bağlıysa, bir yolunu bulup geçirecektim o delikten deveyi. İyi yanı devenin büyüklüğünden bahsetmedi. Sadece bir deve lazımdı iğne deliğinden geçmeye ikna edeceğim. Hangi pazarda satılır böyle bir deve, bilmiyordum, ama affettirecektim kendimi. Akla saçma geliyor ama bunu mümkün olacağını biliyordu. Çünkü bir keresinde, konuşmanın orta yerinde itiraf etmişti. Seni neden seviyorum diye sormuştu bana. Niye demiştim:
“-Çünkü sen kanun dışısın, adın geçmiyor hiçbir kitapta, kutsal olanlarda dahil buna. Ezberlediğim hiçbir şiirde teşbihin yok. Yaptığın hiçbir davranışa hüküm giydirilmemiş kanunda. Yasal değilsin, yasa dışısın aslında, yasanın dışında olunca illegal de olmuyorsun. Bir huyun var senin, hem çok korkutuyor beni hem de çok yakınlaştırıyor sana. Sen beni bir dünya daha olabileceğine inandırıyorsun. Öyle güzel seviyorsun ki her gün başka bir gök yüzüne bakıyormuşum gibi hissediyorum. Kim istemez ki binlerce semayı? Ve o binlerce semadan tüm yıldızları inmeye ikna etmişsin ve bir tek bana açmışsın kapılarını. Yüzün öyle bakıyor ki yüzüme, yeryüzü altımdan kayıp gidiyor sanki, umurumda olmuyor. Çünkü yüzün de bir ifade beliriyor o an. Bir fişek patlıyor! Diyor ki bana, nerde olursak olalım, gök yüzüm sana dönük olacak hep. Kayıp giden yeryüzünün üstünde de böyle, yeryüzü gittikten sonra düşeceğimiz çukurda da. Görmediğine inanmak zor, görmediğin de gizem var çünkü, korku var ama gördüğüne inanmak. O daha zor bence. Çünkü görüyorsan, karar vermen gerekiyor. Görmek arafı geçmek demek. Dilemmanın son bulması demek. Cennetini ya da cehennemini kendin seçmen demek. İnsan küçük-küçücük- bir ihtimal dahi olsa, bile bile yanmayı ister mi, mutluluk dahi olsa sonunda, bu ihtimal yüzünden uzak durmaz mı nardan? İşte yüzünde gördüğüm hep bu benim. Fiziksel bir yangın değil evet ama ruhum ateşe verilmiş ormanlar misali cayır cayır yanacak belki de. Ama olsun, gözlerinde gördüğüm kesinleşmeyecek bir hüküm dahi olsa, ben o dağın arkasını bilmek istiyorum. Belki bahar gelmez yurduma. Belki uçmaz olur yüzünde martılar. Umurumda değil. Yanmak pahasına, o dağın arkasında, varsa bir güneş, ben o güneşe yürümek istiyorum. Ha sonuçta her iki durumda da yanacağım. Ama bağıra bağıra haykırmak istiyorum.
-Evrica evrica! Sevda yollarında Ferhat olanlar, bir ihtimal daha var. Güneş doğudan değil gök yüzünden doğuyor artık!
Bu yüzden sevdim seni. Mevsimleri yok ettin sen. Zamanı kaybettirdin. Nehar da ortalık da yok artık gece de. Sen tek kişilik gösteri de gülünebileceğine inandırdın beni. Şehirliydim, dağlı oldum artık, gün gördüm. İşte ben o dağda, bir menekşe kokusunda buldum Ahmet abiyi, demişti.”
Ne güzel söylemişti. İşte bu yüzden inan, beni affedeceksin. Çünkü affetmek için en kolay şartı söyledin bana. Deveyi iğne deliğinden geçirmek gibi. Şimdi boş bir sayfada sana iğne deliğinden geçireceğim deveyi. Geçirmekle kalmayıp hendek atlatacağım ona.
Ve sen sevgilim gömme kalbini kuma, döndür yüzünü bana. Gök yüzünde güneşler açsın.
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!




Tayfun bey
İyi ki yazıyorsunuz. Yüreğimize dokunuyorsunuz.
Gördüğüne inanmak… İlk kez böyle bakanı gördüm. Başarılar