gel de kalbini bırakma masaya

Olmuyor Saryam, olmuyor. Olur olmadık zamanlarda, olur olmaz yerlerde, olur olmaz şeyler geliyor insanın başına. Sevmek gibi, sen gibi mesela… Böyle zamanlarda ne yapacağını bilemiyor insan. Umurunda olmuyor dünya;kapitalist sistemmiş, referandummuş, hızla yükselen umutlarmış;banane! Hızla yükselen şeyin düşüşü de  hızlı olur. Basit hesap oldu Sarya, matematikçiler okuduklarında bunu, küfredecekler bana. Olsun, sayıp saydırsınlar arkamdan, en iyi oldukları konu bu değil mi? Hesapta umurumda değil zaten Sarya, bize ne! Benim derdim sensin. Benim derdim bana baktığın zamanların toplamı… Benim hayatla hesabım bu kadar!

Ödemem gereken tutar bir miktar gider avansı artı gözlerin.

Bir ömür çalışsam yine ödeyemem bedelini. Avansın değil tabi, gözlerini. Ama yine de çalışırım Sarya, mahcup etmem seni. Belki o zaman huzur içinde kapanır gözlerim. Ancak o zaman ödemiş olurum annemin giderken bana bıraktığı borcu. O zamanlar küçüktüm, yaşım sekiz ya da dokuz; tam hatırlamıyorum. Altın çağları ömrümün… O zamanlar böyle çirkin de değilim. Tombulum biraz da şirinim. Günde üç öğün yanaklarımın tadına bakıldığı zamanlar… Gülme, çok utanıyorum. Annem o zamanlar köyün en güzel kadını. Annem tüm zamanların en güzel kadınıydı. Benim annem çok mu çok güzel bir kadındı. Güldü mü kalbini görebilirdin mesela. Bir insanın içi dışı bu kadar mı berrak olur? Oluyormuş ,onda öğrendim bunu. Okuldan geliyordum annem bayılıyordu, okula gidiyordum annem bayılıyordu. Çocuksun bilmiyorsun gerçeği. Gerçeği söyleme ihtiyacı hisseden bir kişi de olmadı etrafımda. Küçükken bir kere hasta oldum, bir kere bayıldım, bir şeyler koklattılar burnuma, ayıldım. O zamanlar fakirdik, o koklattıkları şeyi alamadığımız için; annem sürekli bayılıyor zannederdim. Bayılmalar artmaya başladıkça doktora götürmek şart oldu annemi. Sonra başka bir şehre gitti annem. Sonra gitti… Sormadım nereye gitti diye. Biliyordum, ayaklarının altında yıllarca arayıp bulmaya çalıştığım bir yere gitti… Gitmeden önce,otobüse binmeden evvel dedi ki bana:

”-Annem, yüreğine dikkat et. Arada bir yokla yerini. Bir kalp taşıyorsun sol yanında, bir taş değil oğlum bunu unutma, bunu hiç bir zaman unutma, unut, unu, un…”

Ben hiç unutmadım bu öğüdünü. Bir gün bana döneceğine hep inandım.Dönebilme imkanı olsaydı mutlaka bir yolunu bulup dönerdi,bundan eminim. Hızla yükselen umutlarmış… Ben de inanmak istemiştim buna. Şimdi durup dururken, gecenin bu vaktinde nasıl sevmem seni Sarya, aklın alıyor mu öbür türlüsünü? Hem sana niye soruyorum ki, hesap mı vericem sana?
Garson hesabı getir! Buyurun efendim. Hesap:
-Bir miktar umut gerisi hep sen!

Gel de kalbini bırakma masaya…

1 cevap

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.