hep sonradan

Bir an durdu. Kaldı yerinde. Sonra başını kendi içinde, sekiz çizer gibi dans ettirmeye başladı. Gözlerini sıkıp sıkıp yavaşça bıraktı. Göz kapaklarının altında bir piyano resitali olduğu muhakkaktı. Piyanist her notaya dokunduğunda, beyninin içinde, bir yerler yeşermeye başlıyordu. Zamanı geri sarmak istedi. Bir şey yakalamıştı ama on adım sonra fark edebilmişti. Arkasını dönmeden geri geri yürümeye başladı. On, dokuz, sekiz, üç iki bir… Tekrardan durdu. Tam burada, bu hizada iken denize doğru ne düşünmüştü? Beyni karıncalanmıştı. Sol elini göz hizasına kadar omzunun üstüne getirdi. Beyni karıncalanmıştı ama beyninde bunun için bir hareket alanı yoktu.Hemen bir hareket planı yaptı. Parmakları ile bu işi görmeyi deneyecekti. Göz hizasına kadar kaldırdığı sol elinin parmaklarını dalgalandırmaya başladı. Kafasını hafif soluna doğru eğdi. Düşünmeye başladı…

Hastane köşesi, doğum, sevinç gözyaşları, okul, sınıf ortasında herkesin önünde ilk tokat, ilk utanma, son kızgınlık, oyun parkı olarak kullandığı mezarlık…

Geç bunları, çok içmişiz. Devrildik devrileceğiz. Tufan var yanımda hayattan kalma. Tertibim, dostum, her ne olmasını istediysem o olan adam. Hep olmayacak yerlerde, olmayacak sorular soran. Yine sordu, içmişiz ya tüm şişeleri devirmeden devrilmeyeceğiz ya:

“- Ya tertip anlamadım gitti, onca yıldır beraberiz, onlarca kadın girdi hayatına. Hiç mi aşık olmadın sen, hiç mi sevmedin birini?”

Yaraya kadar yudumladı rakıyı Kenan. Dudaklarının ıslaklığını elinin tersiyle sildi:

“- Olmaz olur mu ? Birini sevdim, çok sevdim.
“- E noldu sonra? ”
“- Bir faydasını görmedim. Bıraktım bende.”
“- Kızı mı ?”
“- Sevmeyi Tufan sevmeyi… Sevmeyi bırakınca insan, tüm kadınlar aynıymış gibi geliyor. Saçı gözü farklı diye mi farklı sence? Bir kadını seversen dünya o zaman ayrılıveriyor bir yana. Dünya bir yana o bir yana oluveriyor. Sevmezsen hepsi aynı dünyanın içinde kalıveriyor. Ha bu olmuş ha bir başkası. Fark etmiyor.”
”- O kıza noldu peki abi ? ”
“- Öldürdü kendini; cezalandırmak için beni.”
“-  Nasıl abi, seni niye cezalandırmak istedi ki?”
“- Dedim ya faydasını göremedim sevmenin. Hep bir gün sever dedim. Beklerim dedim. Bekledim ama bir adım yaklaşmadı bana.

Beklemek yormadı da beni. Umut etmek yordu. Umut öldürüyor adamı Tufan, kanser gibi; yavaş yavaş.

Küresel ısınma diyorlar ya doğruymuş gerçekten. Günden güne, aydan aya, yıldan yıla kurudu içim. Tek bir umut dalı yetişmez oldu. Ya göç edecektim ya da ölüp gidecektim Su’suzluktan. Denedim. Ölebilirim zannettim ama yapamadım. Olmayınca olmuyor işte. Ben de gittim göç ettim. Sonra gelmiş. Hep gelirler çünkü sonradan. Mutlaka döner insan bırakıp gittiği yere. Bu sefer o başladı peşimde koşmaya. Ama bekleyen adam gitmişti artık. Yerine gamsız, kadınlara değer vermeyen bir adam gelmişti. Her gece başka bir kadınlaydım. İsimlerini sormadım, hiç birini tanımıyordum. Merak da etmiyordum açıkçası. Ne fark ederdi? Sevme duygusunu yitirdikten sonra hepsi güzeldi. Tabi Su dayanamadı bu duruma, saplantı haline getirdi beni. Biliyordu hâlâ deliler gibi onu sevdiğimi ama dönmeyeceğimi de adı kadar iyi biliyordu. Benden ilelebet sevme duygusunu almak için kıydı canına. Geriye bir not bırakmış, tek cümlelik:

“- Bir ölü için haddinden fazla yaşayacağım, biliyorsun dimi?”
Kanserden değil sevgisizlikten öldü Su.

“- Ölüm nedeni : Sevgisizlik!
– Yıl olmuş iki bin on dokuz, ölüm sebebine bak, peh!”

7 cevaplar
  1. Selim
    Selim says:

    Sondaki kinaye olsa gerek, bu devrin en korkulan yanı sevgisizlik değil mi abi? kaleminize sağlık

    Cevapla
  2. Abdullah
    Abdullah says:

    Okudum da okumasaydım dedim. Okurken kendimi buldum. Aynısını yaşadım. Sevdiğim kadın hayatta hala iki çocuğuyla. Ne desem kader kısmet

    Cevapla
  3. Nagihan
    Nagihan says:

    Sizin yazılarınızı okurken sanki altında çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Bizim okuduğumuz ile sizin yazdığınız arasında dağlar var değil mi?

    Cevapla
  4. Mehmet
    Mehmet says:

    Sizi seviyoruz hocam. Bana göre ablamı derin herkesin yuzemeyecegi bir yere koyuyorsunuz. Bu çok hoşuma gidiyor . Varolun.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.