yakın ışıkları 4.bölüm

Hiçbir anne bir buluttan gözyaşı olarak inmemeli toprağa!
                                                                         Tayfun Üzülmez

“-Ah kulaksız dünya! Bin feryat işitip, birine dahi ses vermeyen dünya. Sana da yazıklar olsun!“

Tek nefeste anlatmak istiyordu Cenk. Uzun zaman sonra karanlıktan gün yüzüne çıkıyordu. Kolay değildi yıllardır saklandığı mağaradan çıkıp yola koyulmak…

“- Bu masada birbirinden farklı hikâyeler dinledim, acı hatıralar… Sizi dinleyene dek bütün kötülükler benim başıma geldi zannediyordum. Serhat, Yağmur, Sevim teyze…

Anladım ki kötülüğün es geçtiği kimse yok. Mesele kötülük değilmiş… Mesele kötülüğe karşı, senin hangi tarafta yer aldığınmış. Kurulmakmış nefretin karşısına sevgiyle, namertliğin karşısında iki büklüm olmamakmış!

Size, şimdi  bir yetimle bir annenin hikâyesini anlatacağım. Benden çok anamın hikâyesi bu. İstemeyerek evlenmiş anam. Verdikleri adamı, yani babamı hiç sevmemiş. O zamanlar körpe bir kızken, sevdalı olduğu bir çocuk da varmış oysaki. Ama babasının yani dedemin sözü bir bıçak gibi ikiye ayırmış sevdayı. Biri bir yanda kalmış, diğerini babam denilen adama kurban etmişler. Ah anamın babası! Ah geleneğiniz göreneğiniz! Yere batıca töreniz! Baba ne derse o! Garip anam da ses çıkaramamış. Kaderine razı gelmiş, evlenmiş babamla. Hangi gelenek insanı babasına düşman eder! Dedemi hiç affetmedi annem. Ne yaşarken ne de mezarında… Herkes babasının günahını öder derler ya… Doğru. Babama da Türkçe’yi öğretmemiş babası. Şiddeti öğretmiş;sevmeyi öğretmemiş, bağırmayı öğretmiş. Babamın tek konuşabildiği dildi dayak. Öyle bir dil ki yerlisi olmuştu, bizi de geçirmişti yerleşik hayata. Arsızı olmuştuk artık. Dayak arsızları! Beni dövmesi zoruma gitmiyordu ya Allah’ı var ama anama her vurduğunda tırnaklarımı canlı canlı söküyorlardı. Karşı çıktım, direndim, saldırdım. Fazladan bir tokadın, bir tekme yemenin ne önemi vardı? Anam için her şeye değerdi. Ama ben küçüktüm, o güçlüydü. Ne zaman annemi kurtarmaya çalışsam, günlerce evin güneş almayan odasında kilitli tuttu beni. Bir gölgeden ibarettim orda. Yüzüm neredeydi, bilmiyorum. Annem için dayandım hep. Onu kaderiyle baş başa bırakamazdım. Sonra yine bir gün, babam kendi dilini anama konuştururken, anam artık nasıl tak demişse canına, masadaki bıçağı aldı,  sapladı kocası olacak adama.

Bu bıçak yıllar önce dedemin, sevdası ile anamın dünyalarını ortadan ayıran, bıçağın ta kendisiydi. O gün,  bıçak konuşmuş, annem gelin olmuştu. Bugün o bıçak yine konuşmuştu,  annem katil olmuştu.

Bilir misiniz? Çok isterdim ölüsüne ağlamak babamın. Bense geberdi gitti adi herif diye sevinmiştim. Giderayak bile kötülüğünü göstermişti.

Gelin ettiği kadın evinde çiçek açacakken, o ne yaptı, hiç güneşe çıkmamış bir çiçeği soldurdu.

Gurur duyuyorum annemle. Annem hayatında kaderine çok razı oldu. İstemediği bir adamla evlendirdiler sustu, dayak yedi sustu, gün görmedi sustu… Yine kadersiz olacaktı belki. Gazete kupürlerinde bir isim olacaktı. Bir yürüyüşte dövizde yazılacaktı adı. Emine Sema! Burda denilecekti. Burada! Nefesi mezarda yatarken, ismi elden ele taşınacaktı.

Ben isterim ki bir annenin ismini, sadece çocukları bilsin.

Grup buz kesmişti. Toprak, Yağmur, Sevim teyze, Serhat. Herkesin gözü yerde , kulakları Cenk’teydi. Nasıl dayanmıştı bunca acıya? Nasıl konuşmadan durabilmişti bunca sene? Belliydi, ilk kez itiraf ediyordu bunları. Emine Sema! Burda! Bu masada! Bulut olup gözyaşı olarak indin toprağa. Rahmet olsun!

The last comment needs to be approved.
6 cevaplar
  1. Mehmet
    Mehmet says:

    Anladım ki kötülüğün es geçtiği kimse yok. Mesele kötülük değilmiş. Mesele kötülüğe karşı, senin hangi tarafta yer aldığınmış. Kurulmakmış nefretin karşısına sevgiyle, namertliğin karşısında iki büklüm olmamakmış! Ne güzel yazmışsınız

    Cevapla
  2. Fatma
    Fatma says:

    Gelin ettiği kadın evinde çiçek açacakken, o ne yaptı, hiç güneşe çıkmamış bir çiçeği soldurdu. Bu ülke çiçek yönünden zengin çiçeği tanımak yönünden sınıfta kalmış bir ülke…

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.