yürüyen tanrılar ve ölü sular
Koca bir yıl yine belirsizlik.
Dostoyevski
Sevgili Nadra,
Yerle yeksan içim. Şirazeden çıktım. Üzerine aslı gibidir vurulan günlere sahibim. Aslı gibidir. İnşallah öyledir. Ömür, bir akarsuydu benim için. Her zaman ileriye yol alıp, her daim yerinde olan. Oysaki şimdi; o akarsudan bir boşluk bulup ayrılan, bir çukurun içindeki su birikintisiyim. Akıp gidiyor hayat, ben seyircisiyim sadece. Oysa ben kaldım kenarda. Benim içim kirleniyor her gün. Çünkü yasa belli: Durağan olan her şey kirlenir. Bir türlü tekrardan katılamıyorum akarsuya. Bir destek, bir yağmur tanesi, birden fazla yağmur tanesi gerek bana. Önce kirlenip sonra kuruyacak içim yoksa. Sonra içim geçecek. Sonra ben geçmiş olacağım kendimden. Bir tutsaklık hikâyesine dönüşecek benimkisi. Bir çukur tutsaklığı, bir fikir tutsaklığı, bir şehir tutsaklığı, bir çağ tutsaklığı…
Bu çukurda öğrendiğim şeyler de var elbette. Sabretmeyi öğrendim mesela. Bir akarsu için durmak ölümü gibi insanın. Ama ben burada ölmedim. Hâlâ yaşayacak kadar suyum, kurumamış bir umudum var. Zaman genleşti burada, büyüdü büyüdü. Akarsuyken o kadar hızlı geçiyordu ki günler… Akmamız gerekiyordu. Durmadan, nefes almadan… Ne çıkarsa çıksın önüne, coğrafi şartlar ne kadar zor olursa olsun, bir yolunu bulup aşman gerekiyordu. Kaçıyorduk belki de… Ölümden kaçıyorduk. O kadar çok korkuyorduk ki susuz kalmaktan… Var gücümüzle aşıyorduk dağ bayır. O kadar hızlıydı ki zaman; düşünmeye fırsat bulamıyorduk. Oysa şimdi anlıyorum.
Birkaç dakikalığına mola verebilseydik görürdük, hayatın bizi yaşata yaşata öldürdüğünü.
Anlardım, akarsuyken ölüme inanıp iman etmediğimi. Ne farkı var diyeceksin belki Nadra? Çok farkı var; iman etmek başka, inanmak başka. Kabul etmek başka, bilmek başka…
Akarken, ölüm karşımdaydı benim, mücadele etmem gereken bir düşmandı. Korkudan ödümün patladığı bir canavar adeta. Ben kaderime düşmanmışım Nadra. Ben kaderimi almışım önüme, arkama. Oysa yapmam gereken yanıma almakmış. Sevmekmiş kaderini, şairin dediği gibi: Herkes oruçlu doğar ölümün iftar sofrasına…
İşte inanmak başka, iman etmek bambaşka. Sonra yalnızlığımı öğrendim burada. Yalnız kalabilmeyi ve sevmenin büyük bir erdem olduğunu. Akarsuyken bir yarışta gibiydim. Nehirlerle, şelalelerle ve diğer binlerce akarsuyla. Öyle bir yarış ki bitiş çizgisi olmayan. Çünkü onlara da inanmak öğretilmişti, ölümden kaçmak… Düşünsene, her önüne geleni yakıp yıkmışsın. Yerinden oynamaz denilen taşları un ufak etmişsin. Aşılmaz denilen dağları aşmış, insanın aşağı bakmaktan dahi korktuğu uçurumları geçmişsin. Etrafında olan manzaraları seyredecek bir saniyen olmamış. Ne için? Ne uğruna? Sana yarış demişler. Sen başlamışsın koşmaya. Sormamışsın bile. Kaç kilometre bu parkur? Kazanana ne veriyorlar? Nereye varacak bu koşturma? Bilmeden koşmuşsun sadece. İman etmeden, kuru bir inançla, devirmişsin günleri, tek hedef bitiş çizgisi, yelkenler fora! Oysa burada, bu mahpusluk sevmeyi öğretti bana. Her şeyin su için olduğunu, suyun her şeyi içinde barındırdığını… İlk kez bu çukur sayesinde seyrettim etrafı. Balıkların ben olmadan da pekâlâ yaşadığını. Zaman büyüdü, ben küçüldüm burada. İnsan akarsuyken yeryüzünün tanrısı zannediyor kendini. Ben olmadan yaşayamaz hiçbir balık, nefes alamaz kimse diye düşünüyor. Sanki ben götürüyordum da evlere güneşi, güneş benden yüz buluyor, tebessüm ediyordu. Oysa günlerdir bu çukurdayım. Bir balığın dahi öldüğüne şahit olmadım. Bir balığın, ben çukura düştüm diye hayıflandığını da… Balık bile iman etmiş ben beyhude yaşamışım. Geçiştirmemek gerekiyormuş Nadra, geçmiyormuş kafanı çevirince. Anlayacağın;
Ben üstünü kapattığım her şeyin altında kaldım.
Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!




Kaleminize sağlık hocam, varoluşsal bir sancı çekildiğini hissettim nedense bu yazıda.
Ya hepimiz kendi hayatımıza seyirci kalıyorsak ve başkaları yaşıyorsa bizim hayatımızı ve en kötüsü farkında değilsek?
Yüreğinize sağlık hocam. Yine bize bir dakika dedirttiniz, varolun.
ben üstünü kapattığım her şeyin altında kaldım… Bir itiraf ki muazzam
Tebrik ederim hocam, yine bizi teneffüse çıkardınız
Yine güzel bir yazıyla başbaşa kaldık, emeğine sağlık değerli kardeşim
Abi sesine, yüreğine, kalemine sağlık. İyi ki varsın, iyi ki yazıyorsun. Uzakları yakın ediyorsun.
Kalemi, neşter gibi kullanan ” bir yazar” okuduğum için memnunum.